Almanlar Neden Daha İyi Yapıyor, John Kampfner
by Turker · 35 things on NewTwos
- John Kampfner, Berlin Duvarı’nın çöküşü, iki Almanya’nın birleşmesi ve Sovyetler Birliği’nin dağılması döneminde Daily Telegraph’ın Doğu Berlin temsilciliğini yapıyordu. Daha sonra Financial Times ve BBC’de danışmanlıklar yaptı. Halen Times’ta yazılarına devam etmektedir.
- Yazar genelde Almanya’yı Britanya ile karşılaştırmış.
- Almanya’nın tarihten çok az olumlu referans noktası var. Bu yüzden geriye bakmayı reddediyor. Bu nedenle demokrasiye yönelik her meydan okumayı varoluşsal bir tehdit olarak görüyor. Bu yüzden ülkeyle karmaşık bir iliskisi olan birçok kişi gibi ben de Almanya’nın 1945 ten beri görevini yerine getirirken gösterdiği ciddiyete bu denli hayran kalıyorum. Hepsinden önemlisi bu, hafızanın gücüyle ilgili.
- Güneşli bir pazar öğle yemeğinde dairemin balkonunda oturup radyoda yerel rock müzik istasyonunu dinlediğimi hatırlıyorum. Haberler başlayınca o sıradaki Alman kız arkadaşım radyoyu kapattı. Tekrar açmasını istedim. Reddetti. Sessiz saat oldugunu bilmiyor muydum? Sessiz saatlerde yan komşularınıza düsünceli davranmalısınız.
- Araştırma sonuçları, ulusal gururun en önemli kaynağının on yıllar boyunca tutarlı bir şekilde Temel Kanun olduguna işaret ediyordu. Birçok Alman’ın benimsediği vatanseverlik bicimi anayasal vatanseverlik olarak tanımlanıyor. İkelerine duydukları gurur, küçük adaların bayrak milliyetçiliği türünden degil. Bunun yerine belirgin bir dizi demokratik kural aracılığıyla dünyaya iyi bir örnek oluşturduklarını umuyorlar.
- Bu kitap neden simdi yazıldı? Almanya, sürdürülebilir bir ekonomik büyüme döneminden çıkıyor ve belirsizliklerin arttığı bir döneme giriyor.
- Brakın yabancıları, Almanların çoğu, ülkeleri icin yalnızca karanlık zamanlar görüyor.
- Ingiliz tarihçi A.J.P. Taylor’in savaşın son aylarında yazdığı yazısında iddia ettigi üzere: "Almanların tarihi, aşırılıkların tarihidir. Ilımlılık dışında her şeyi içerir ve bin yıl boyunca Almanlar normallik dışında her şeyi deneyimlemişlerdir.
- Alman Birliği Günü (3 Ekim) dışında Fransa, Ingiltere veya dünyadaki diğer birçok ülkenin aksine Almanyada büyük ulusal gün törenleri yoktur. Ülkesi için askerlik yaparken ölenlere onur verilmez. Ülkedeki yegâne törenler yerel halka ait kültürel olanlardır. Almanların başka yerlerde kraliyet ve şöhret takıntısı olarak addedilebilecek oldukça az şaşası vardır.
- Meclisteki sandalyesinde oturup ayn anda danışmanları veya arkadaşlarıyla konuşurken dahi onlarla mesajlaştığı icin müzmin bir mesaj bağımlısı olarak biliniyor Bu nedenle ona Handy-Kanzler, cep telefonu şansölyesi lakabı takıldı.
- Hardy Schmitz, Burckhardt ve komşularından bir grup insan, şikayet etmek yerine bir dernek kurarak finansman ayağını organize ettiler ve on bes yıldır boş olan güzel bir köşkün birinci katin devralmak icin izin aldılar. Buraya yeni gelenler icin bir atölye, kütüphane ve buluşma yerine dönüştürmeyi amaçlıyorlardı. İş planları iyi düşünülmüştü. Adam başarılı bir girişimci, kadın tanınmış bir tiyatro eleştirmeniydi kusursuz profilleri vardi. Tek sorun komşulardı. Charlottenburg'u varlıklı kesiminin iyi sakinleri, proje hakkında şikayetlerin getirdikleri bir broşür hazırladılar. Sadece sokağınızın itibarını düşünün. Kızlarınızın güvenliğini düsünün. Gece eve yürüyerek gidemeyeceksiniz. Ev fiyatlarına gelince...
- Simdi Almanyada yasayan her dört kisiden biri, yani yaklaşık yirmi milyon kisi, en az bir Alman olmayan ebeveyni olan bir "göçmen gecmisine" sahip. Nüfusun yüzde 5'ini oluşturan dört milyonun üzerinde Türk kökenli insan var.
- Ingilizceden alındığını düşündükleri sözcüklere karşı hafif bir tepki (bu bir oksimoron degilse) söz konu-su. Son zamanlarda, partiler arasi bir milletvekili grubu Merkele, çesitli AB kurumlarinda Almancaya Ingilizce ve Fransizca ile esit statü verilmesi konusunda israr etmesini istedi. Sansölye tah- ti icin yarisanlardan biri olan Saglik Bakan1 Jens Spahn, Berlin restoranlarinda neredeyse her yerde Ingilize kullanimina karst cikti: "Berlin restoranlarindaki garsonlarin sadece Ingilizce ko-nusmasi benim sinirlarimi zorluyor. Birlikte yasama Almanyada ancak hepimiz Almanca konusursak ise yarayabilir.
- Son birkaç yildaki bagnazlik dalgasi küresel ölçekte. Liberal de-mokrasinin sözde en iyi örnekleri olan Iskandinav ülkeleri bile kendi versiyonlarina sahip. Almanyay farkh kilan tarihsel bag-lamdir. Popülist bir gündem pesinde kosan diger liberal demok-rasilerin aksine, ülkenin hosgörüsüzlük caginda ayakta kalacagi umudunu doguran da bu baglamdir.
- En etkili dezenformasyon calismast cok daha önce yapilmist. Son yillarda hepsi göcmen karsithin körükleyen bir dizi sahte haber yayinlandi ve yayildi. "Lisa" davast en ünlüsüydü. Dogu Berlin'in Marzahn seminden on üç yasindaki etnik Rus kökenli bir kiz, Orta Dogu ve Afrikal görünümü bir cete tarafindan kaçilip tecavüze gramisti. Yerliler o kadar öfkeliydi ki gömenlere karsi bir gösteri düzenlediler. Daha uzak yerlerden ilgili vatandaslar da onlara katildi. Ancak hepsi bir kurmacaydi. Bir arkadasiyla birlikte oldugu ve okuldan kactigi icin böyle bir oyun oynadigi ortaya gikti. Sonunda bunu ailesine ve okuluna itiraf etti ancak o zamana kadar uluslararasi bir sansasyon hâline gelmisti bile. Almanca yayun yapan bir Rus web sitesi tarafindan baslatilarak kiskirtilmisti. Rus televizyonu hikâyeyi canh yayinladi. Donald Trump'in favori web sitesi Breitbart da konunun üs-tüne egildi. Bir baska habere göre Almanyanin en eski kilisesi, "Allahu Ekber" diye bagiran bir adam tarafindan yakildi. Hepsi gerçek disiydi. Gerçekte olan, Dortmund'daki hicbir sekilde en eski de olmayan bir kilisede elektrik kisa devresinden kaynakla-nan küçük bir yangindi. Iskeleyi kaplayan ag yanmis ve yaklasik on iki dakika sonra söndürülmüstü.
- Almanyada, Fransa, Rusya, Birlesik Krallk ve digerlerinin aksine, orduya karsi kamuoyunda hayranlik gösterileri yapilmiyor. Askerler kisladan ciktiklarinda hemen hemen her zaman sivil kiyafetlere bürünürler.
- Devlete ait bir bankaya, elektrik dagi-tim sirketi 50Hertz'in yüzde 20 hissesini satin almasi talimati verilerek, State Grid Corporation of China'nin teklifini engelledi. Ekonomi ve Maliye bakanhiklar, "kritik enerji altyapisin koruma konusunda güclü bir gerekçeleri" oldugunu söylediler.
- Almanya ve diger ülkeler arasindaki büyük fark, buradaki sirket sahiplerinin gülü bir yerel sadakat duygusu hissetmeleridir. Tim, "Sirketimi satmay düsündügümde midem bulaniyor, diyor. "Komsularin sana saygi duymaz, diye ekliyor Tom. "So-rumluluklarindan kaçryorsun. Bir korkak olarak anilrsin." Sirket patronlart baskalarina hükmetmemeli. En iyi organizasyonun parcasi olmaya calisin; en iyi birey olmaya calismayin. Övünme-yin. Kullandiklari tabir demütig, mütevazi.
- Almanyadaki finansman sahnesi muhafazakar. Birini tan-an birini tanimak zorundasin. Firsatlar yakalamakta yavaslar, ancak çogu zaman baska bir yerde basaril olursa yatirim yapacaklardir."
- Alman GSY'sinin yaklaşık yüzde 80’i aile şirketlerinden elde ediliyor. Başarılı küresel Mittelstand şirketlerinin üçte ikisi, elli binden az nüfusa sahip yerlerde yerleşik. Bati Almanyaya bakacak olursak, oradaki küçük kasabalar bir miktar nüfus kaybı yasamış olmasina ragmen büyük kentlere yönelik göç, Fransa, Ingiltere, Polonya veya Ispanya gibi diğer ülkelere göre çok daha az. Yerinde duran sadece aile şirketleri degil. Çok uluslu şirketler ülkeye yayılmış durumda; Mercedes ve Bosch Stuttgart'ta, Siemens ve BMW Münih'te, ThyssenKrupp Essende, VW eski ic Alman sinirin bati tara-finda yer alan Wolfsburgda, Adidas Nürnbergin kuzeyinde-ki Herzogenaurach'ta, BASF'nin merkezi Ren'in liman kenti Ludwigshafende ve yazilm devi SAP (birkaç erken dönem Al-man teknoloji basarisindan biri) Heidelberg in güneyinde Wall-dorf adinda bir yerde. Bati dünyasindaki diger birçok ülkede, en-düstriyel ve ticari operasyonlar büyük sehirlerde yogunlasarak merkezi hale gelirken, Almanyada gelismis imalat, uluslararasi katilim ve yerelcilik birlikte hareket ediyor.
- Benzer sekilde kendilerini niş bir ise adayan şirketler. Küreselleşmenin ve serbest ticaretin başarı öyküleri. Sirketlerin yönetimindeki kişiler, tek fikirli ve tek bir nedene veya ürüne adanmış klasik monomanyaklar.
- Dünya capida bu tür 2700 firmayı listeliyor. Bunların yarısı Almanya menşeli firmalar. ABD, Japonya ve Cin çok geriden geliyor. Diğer Avrupa ülkeleri ortalıkta görünmüyor.
- Almanya yenilik yapmakta yavaştır. Ülke, nakitsiz ödemelerden e-devlete kadar birçok dijital alanda geride kalıyor. Siemens'in CEO'su Kaeser bana, "Genellikle bizim yaptığımız bir şey” diyor. "Bu, yıkıcı yenilik karşısında savunmacı bir ortam yaratmak" Başarısızlığın toplumsal etkisini tartışıyoruz. Henüz yirmili yaşlarının ortalarında olan ve bir konferansta besinci girişimini kurduğunu gururla ilan eden Güney Koreli bir giri-simci örnegini aktarıyorum. Digerleri batmıştı ama bu sefer ise yaramıştı. “Hızlı başarısız” terimi, ABD ve Asyada yaygın olarak kullanılan bir toplantı odası tabiridir. Kaeser, Amerikalıların bölge yargıcının ofisinin bir katında 11. Madde kapsamında iflas başvurusunda bulunabileceğini ve ardından yeni bir şirket açmak için üst kata çıkabileceğini söylüyor. Almanya’da öyle degil. Almanya’nın DAX borsa endeksindeki en genç şirket, 1972'de kurulan yazılım devi SAP'dir ve bu belki de Almanya’nın teknolojiyi ve start-up kültürünü benimsemede başlangıçta neden yavaş davrandığını açıklamaya yardımcı olur. Dünyanın en büyük şirketi Apple’ın piyasa degeri artık DAX'ta listelenen tüm sirketlere eşdeğer.
- Almanya’daki malikâneler ne çok zengin ne de çok fakir olan, kargaşaya neden olmayan, iyi, düzgün komsularla cevrili güzel aile evleridir. Sokaklar ne dümdüz ne de gösterişli olmalıdır. Hane halkının kişi başına düşen ortalama net geliri yılda yaklaşık 30.000 eurodur ve OECD ortalamasının yaklaşık yüzde 10 üzerindedir. Iç tüketim bunu yansıtmıyor. Her yerde bulunan araba, makul ev aletleri ve güneşli yaz tatili dışında Almanya, kısıtlı alışveriş saatlerinin de gösterdiği üzere özellikle bir tüketim toplumu degil. Önemli olan kaynaklarınızı dikkatli bir sekilde biriktirmektir. Alman aileleri, ABD ve Ingilteredeki hanelerin neredeyse iki kati kadar para istifliyor. Tipik bir Alman hane halkinin tasarruf ve yatırımları 8600 sterlin düzeyinde iken, bu rakam Birleşik Krallık’ta 5000 sterlindir.
- Nüfusun yüzde 15'inden biraz fazlası olan yaklaşık on iki milyon Alman, hane halk ortalamasının yüzde 60’ının altında bir gelire sahip olarak ayda 900 eurodan daha az bir gelirle uluslararası standartlara gore yoksul olarak sınıflandırılıyor. Bu, yeniden birleşmenin zorlu ilk yıllarından bu yana en yüksek oran. Birçoğu “çalışan yoksullar" denen gruptan oluşuyor. Refah ödemeleri gelirlerini tamamlıyor ancak bunlar büyük tutarlar degil. 2015 itibarıyla Almanya’da yoksulluk riski altında yasayan üç milyonun biraz altında çocuk ve genç vardı, bu ülke genelindeki aynı yaş grubunun beşte birinin biraz altında. Asıl gizli yoksulluk yaşlılar arasında. Yoksulluk içinde yasayan emeklilerin sayısı son on yılda yüzde 33 artarak diğer gruplara göre çok daha yüksek bir artış gösterdi.
- Almanya’nın altyapısı çatırdıyor. Sorunlar zarar vermeye devam ediyor: Harap okul binaları, çökmekte olan köprüler (ülkenin anayollar ve otoyollar üzerindeki kirk bin köprüsünden sekizde birinin standartların altında olduğu söyleniyor), güvenilmez internet ve yetersiz finanse edilen ordu. Ve sonra kesinlikle zamanında çalısmayan trenler var. Bunun icin garanti verebilirim. Almanyaya yaptığım bir ziyarette, yaptıgım yedi yolculuktan altısı yirmi dakika veya daha fazla gecikti. Daha da kötüsü, yanımdaki yolcular sadece omuz silkti. "Her zaman olur, Alman dakikliğiyle ilgili heyecanlı sorularıma verilen standart yanıttı.
- Almanya’nın iki bin kasaba ve kentinden sadece yüz tanesine tam profesyonel itfaiye hizmet veriyor. Gerisi tamamen veya büyük ölçüde gönüllülere güveniyor. Bir milyonun biraz altında Alman gönüllü itfaiyeci olarak kayıtlı ve eğitimli. Bu olağanüstü bir rakam. Bu insanlarin basitçe yaptıgı şey hâline gelmiş durumda. Aslında, bunu yapmamak hoş karşılanmıyor. Birinin yerel topluluğa katkida bulunması, aidiyetin önemli bir parçasıdır. Bazı kasabalar, kısmen boşlukları kapatmak, kismen de her iki grubun daha iyi geçinmesine yardımcı olmak icin yeni göçmen dalgasıyla gelenleri kaydetmeye çalışıyor.
- Almanya önemli bir açidan farklı. Başkenti ülkeyi domine etmiyor.
- Atina olmadan Yunanistan GSYH’sının yüzde 20'sini kaybederken, Slovakya ve Bratislava için bu rakam yüzde 19'dur. Fransa ve Paris için rakamlar yüzde 15 ve Ingiltere ve Londra icin yüzde 11'dir. Almanya, kisi başına düşen GSYH’nin başkentte ülkenin geneline göre daha düşük olduğu tek ülkedir.
- Almanlar gelir düzeylerine göre konut sahibi olma konusunda takıntılı değiller. Çok az insan cocuk sahibi olmadan önce ev satin alr. Bunu anlamsiz buluyorlar çünkü kira genellikle karsilanabilir seviyede ve evler gayet bakimh. Almanya, Isviçre disinda OECD genelinde en düsük ev sahipligi oranina (sahibi tarafindan kullanilan birimlerin toplam konut birimlerine ora-n1) sahiptir. Rakam yüzde 50'nin biraz üzerinde. Ingiltere, ABD ve Fransada yaklasik ücte ikisi - ancak hem bu ülkeler hem de ve uzun süredir New York, Paris veya Londrada faaliyette bulu-namayan diger sanatcilar için ekici olmaya devam ediyor. Diger Alman sehirleri, kisi basina düsen tutar açisindan sanatcilara (ve izleyicileri finansal destek olmaya) para sikintis1 çeken Berlinden daha fazla harcyor. Fransa ve Ingilterede kültüre dayal yenilenme konusunda (Margate, Nantes, Gateshead, Marsilyada) pek çok ça-lisma yapilmis olsa da,
- Almanyada yerel yönetimlere devredilen yetkiler başlangıçtan itibaren fonların yanı sıra yeteneklerin de ülke çapında daha adil bir sekilde dağılmasını sağladı. Kültür ve eğitim politikası eyaletlere aittir ve federal hükümet yalnızca koordinasyon rolüne sahiptir. Nereden bakarsanız bakın, küçük ve orta ölçekli kasabalarda çok sayıda müze, tiyatro ve ünlü konser salonu bulunurken hem Mittelstand şirketleri hem de kültür, yerel bir gurur ve yerellik duygusunun yerleşmesine yardımcı oluyor. Örnegin Saksonyanın toplam nüfusu yalnızca üç milyondur, ancak Leipzigdeki Gewandhaus ve Dresdendeki Staatskapelle ile dünyanın en iyi orkestrasından ikisine ev sahipliği yapıyor.
- 2000 yılında Almanya, yenilenebilir enerji icin garantili yüksek tarifeler sunan ve çokça kopyalanan bir yasayı geçirerek, her şeyiyle rüzgar ve güneş enerjisine yönelen ilk büyük ekonomi oldu.
- Ticari elektrik üretimi icin nükleer enerji kullanımının aşamalı olarak kaldırılmasına iliskin kanun yürürlüğe girdi.
- 2005'te yenilenebilir enerji, elektrik üretiminin sadece yüzde 10'unu oluşturuyordu. Yatırımcılar karada ve denizde rüzgar çiftlikleri inşa etmek için ellerini çabuk tuttular. 1,5 milyondan fazla güneş enerjisi paneli kuruldu.
- Su anda dünyadaki en yüksek oranlardan biri olan elektrik üretiminin yüzde 40’ından fazlasını oluşturuyor. Hedef, bunu 2030’a kadar yüzde 65 ve 2050'ye kadar yüzde 80’e çıkarmak.